Evlilik, devletin üzerinde güvence sağladığı ve Medeni Kanun’da da her iki tarafın korunmasının esas alındığı bir kurumdur. Eşler boşanmaya karar vermişlerse, bunu mahkemeye boşanmalarını istediklerini belirten bir dilekçe ile veya avukatları aracılığı ile yapabilirler.
Boşanma dilekçesi işleme konduktan sonra, eşlere mahkeme tarihini bildiren çağrı kağıdı gelir ve eşler kendileri veya avukatları ile mahkemede ifade verirler. Eşlerden biri veya ikisi evlilik sözleşmesini işleme koymak için mahkeme süresince evlilik sözleşmesini mahkemeye sunmak zorundadır. Mahkemece incelenen evlilik sözleşmesinde, öncelikle geçerlilik ve iki tarafın da rızası ile oluşturulmuş olma şartı aranır. Eğer bu hükümleri taşımayan bir sözleşme mahkemeye sunulmuşsa veya eşlerden biri sözleşmenin geçersizliğine dair kanunca belirtilmiş hususların oluştuğuna dair kanıt gösterebiliyorsa evlilik sözleşmesi mahkemece hükümsüz sayılacaktır. Bu durumda ise, Medeni Kanun’da belirtilmiş olan hususlar ve maddeler geçerli olacak ve eşlerin maddi durumları, iş durumları göz önünde bulundurularak, nafaka ve tazminat hakkında karar verilecektir.
Mahkeme, evlilk sözleşmesinin geçerliliğine kanaat gösterirse, sözleşme işleme konulur. Bu durumda taraflar kendi oluşturdukları maddeler çerçevesinde, bu hükümleri çiğnemeden ve sözleşmeye sadık kalarak mal paylaşımında bulunurlar.